Ben sizi kısa süre de olsa kafanızdaki gereksiz dertlerden farklı bir-iki noktaya götürmek istiyorum. Kimilerinizin farkında olduğuna emin olduğum detaylar bunlar, kimilerine göre çok gerekli, kimilerine göre ise değil. Teknolojinin beraberinde getirdiği bazı nimetler sayesinde, öncelikle işimize gelen, göze hiç batmayan, ancak sonrasında birilerinin art niyetle bazı açıklarından kazanç sağlamaya başladığı yeni bir dünyada yaşıyoruz. Nedir bu nimetler ve nasıl bizim hayatımıza giriyorlar, beraberinde neler getiriyorlar?

Her sabah olduğu gibi bu sabah da ilk iş gelen mesajlarımı kontrol ettim. Mesajların kimileri hoşuma gitti okudum, kimileri ise gereksizdi, sildim attım. Hergün bu kontrol işlemi bir kaç dakikamı alıyor. Çok mu zaman alıcı, sayılmaz. Lakin bazı şeyler var ki evet diyorum sanırım bu mesajı onuncu defadır alıyorum. Size de geliyordur onlardan, tantralar, testler, güzel yazılar, slaytlar, hatta kimileri arkadaşımsan bana geri gönder bile diyorlar. Gönderiyor muyum? Hayır. Neden peki, çok sevdiğim arkadaşlarıma bu güzel ileti ile onları ne kadar düşündüğümü ifade edebilecek iken, neden göndermiyorum? Öncelikle bu iletiler rahatsız edici olabiliyor, gereksiz trafik oluşturabiliyor, alıcıların adreslerinin istenmeyen kişilerin eline geçmesine neden olabiliyor. Bu nedenle çoklu alıcıya göndermem gereken önemli bir ileti olduğunda alıcıların adreslerini bcc (gizli alıcı) kısmına yazıp ileti metninden silerek gönderiyorum. Böylece, gerçekten bir ileti kirliliği oluşturmamak için üzerime düşeni yapmış oluyorum, ikincisi gönderilmesi durumunda sakınca oluşturabilecek adres bilgilerinin kişilerin bilgisi olmaksızın başka alıcıların eline geçmemesi için dostlarımın adreslerini de güvence altına almış oluyorum. Bu iki küçük ince fikir, son derece basit uygulaması olan ve pek çok yönden bizi spam ya da izinsiz gönderilerden ve virüslerden koruyacak etkili birer tedbirdir. Eposta göndermenin bedava olmasından mıdır, bu konuda bir hayli dikkatsizce davranılıyor. Oysa ki okunması çok fayda sağlayacak bir çok ileti de arada kaynamış oluyor.

Bilmem bilir misiniz, Amerika'da reklam, promosyon gibi tanıtıcı görüşmeler yapmak için telefon ile arayanların çok fazla oluşu herkesin ortak derdidir. Cep telefonlarında da ev telefonlarında da sesli mesaj bırakmak çok yaygındır. Telesekretere hergün birkaç mesaj bırakır bu arsız kişiler. En azından bu durumu Holywood filmlerinden hatırlayacaksınız. Bu aramaları almamak gibi bir şansınız yoktur, bir şekilde size ulaşırlar. Uydu cihazı pazarlamacısı, banka promosyoncuları, insan kaynakları şirketleri, emlakçılar, aklınıza gelmeyecek birçok ürün için aranırsınız. Hem de bu kişiler size doğrudan isminiz ile hitap ederek mesaj bırakırlar, sanki tanışıyormuşçasına. İnsanlar şirketleri dava ederler bu aramaları nedeniyle -bize düşünmesi bile güç gelse de- tazminatlarını da alırlar üstelik. Bizim memleketimizde de usul usul bu tür rahatsız edici durumlar başlıyor gibi. Bundan çok kısa bir gelecekte muhtemelen bu tür durumları engellemek için ek ücret isteyecekler birileri bizden, telefon şirketleri ya da aracı şirketler. Hatta bankalar aramalara başladı bile, yakında diğerleri de girer bu yoldan reklam işine. Şu anda aramaların yaygın olmamasının tek nedeni halen şehiriçin telefon görüşmelerimizin faturalandırılıyor olmasıdır, ücretsiz olduğunda kimse engel olamayacak. Eh, vakti de geliyor gibi, e-postalar haline geldiğinde şaşırmamak lazım değil mi? Bizim anayasal ve hukuki anlamda bu tür durumlardan korunmamız söz konusu bile değilken bu durum ile nasıl başedebileceğimize dair bir fikri olan var mı acaba?
Son olarak bu iki örneği hassas bir noktaya bağlamaya geldi sıra. Pek çoğumuzun çocuk yetiştirme konusunda ebeveynlerimizden farklı uygulamaları var, diğer yandan ortak dertleri olduğu gibi. Bu dertlerden biri de internet ortamından erişilen bilgisayar oyunları. Hem günümüz teknolojisinin sunduğu imkanlardan çocuklarımızı yararlandırma arzusu, hem de yeni neslin oyun alanı konusundaki sıkıntısı birden bire bilgisayar oyunlarını bir tür can simidi haline getirdi. Güvenip de sokağa salınamayan çocuklar evlerde rahat, göz önünde dursun diye ya tv ya da pc ile yaşar hale geldi. Ancak dikkatinizi çekmek istediğim kısım ne ergonomik, ne sosyal, ne de sıhhi açından bu durumun çocuk üzerinde oluşturduğu haller değil. Tüm bunları herkes kendi alanına göre işleyebilir, az çok düşünebilir. Benim dikkatinizi çekmek istediğim çocukların web üzerinden erişmeye çalıştığı oyun sitelerindeki reklamlar. Bu reklamlar cidden +18 uyarısı taşıyacak kadar kötü, keşke siteye girişte bir önlem olsa, lakin maalesef. Biz cebimizi dolduralım da para nasıl gelirse gelsin gözüyle bakan ve sayıları giderek artan bir kesim var. Bu kesime kapitalizm çocukları da diyebiliriz. Bu gençler paranın getirdiği zenginliğin koşulsuz müreffehlik sağlayacağına iman etmiş gibiler adeta. Aralarında bir tür alışveriş ve sınıflandırma var. Bir yanda 250 kontöre web kamerasında kendine izleyici arayan kızlarımız, diğer yanda bunların reklamlarını yaparak ya da bin türlü akılalmaz sahtekarlık ile web sitelerinden para kazanmayı, zararlı içerikleri bilgisayarlara bulaştırmayı beceri sanan çocuklarımız var. Bunlar pervasızca suç işliyorlar, bilgisayarın başında çocuklarınız güvende değil. Bu nedenle, benim en çok kafama takılan da savunmasızca ekranın karşısına oturan küçük çocuklarımız, ki bu çocuklarımızın yaş aralığı 3 ila 12 arasında değişmektedir. Yanlışlıkla ya da meraktan bu bağlantılara gitmelerinin çok kalay olduğunu, göreceklerinin üzerlerinde nasıl bir etki oluşturacağını hiç düşündünüz mü? Çocuk internetten bedava oyun oynuyor. Peki ya bu değirmenin suyu nereden dönüyor, düşündünüz mü?

Teknolojinin sağladığı nimetler bir yanda, hayatımıza kattığı dertler ise diğer yanda. Her nimet gibi elbette teknoloji de dikenli telleri ile geliyor. Tedbirler alınması mümkün, lakin bizler daha altyapısı bile hazır olmayan bu teknolojileri hızlıca sindirmeye çalışıyoruz. Yalnızca kablo çekmek ile bir teknoloji gelmiş olmuyor. O teknolojiyi yüzüne gözüne bulaştırmadan kullanmanın yolunu da göstermek gerekiyor. Ebeveynlere ve öğretmenlere bu konuda çok iş düşüyor. Lütfen çocuklarımızı bu konuda dikkatli olmak için eğitelim.

YAZAN:Seval Özbalcı, 17 Aralık 2009

YAZAN:Seval Özbalcı, 17 Aralık 2009
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder